Kahramanlardan İnciler.
Cengiz:
“Sana duyduğum aşk, beni tahmin edemeyeceğin kadar değiştirdi. Bu sayede daha iyi bir insan olmak için gayret etmeye başladım. Senin gibi bir meleğin sevgisini, bağlılığını hak edebilmek ve onun yanında olabilmek için temiz olmalıydım. Beni şu anki dürüst, öz eleştiri yapabilen ve hatalarını kabul etmeye hazır bir Cengiz haline getiren sana olan sevgim ve hayranlığımdır. Seni sevip, seni düşündükçe her sabah daha temiz uyandığımı fark ettim.”
“Karşılıksız aşk, içi boş bir hediye sepetine benzer. Büyük bir hevesle hediyeni alır, en kuytu köşeye gider ve hevesle açıp içinde sadece sana özel olan hediyeyi görmek istersin. Çok mutlu ve heyecanlısındır. Sonra bir bakarsın ki o cicili bicili paketin içi boş. Sen kendi kendine içinden çıkabilecek güzellikler hakkında boş hayaller kurmuşsun. İşte o anda yaşayacağın tek bir duygu vardır: Hayal kırıklığı. Resmen dünya başına yıkılır. İşte ben bunu yaşamak istemiyorum.”
“Dönüşü olmayan bu yolda, ruhun huzur bulacaksa eğer,
Bütün çaresizliklerini, pişmanlıklarını haykırmalısın şu dibi delik dünyaya.
Hiç korkmadan, hiç usanmadan…”
“Farz et ki ben bir açık deniz kaptanıyım. Sen benim için bu genç yaşımda henüz gidip göremediğim, uzak diyarlardaki bir deniz gibiydin. Şimdiye kadar açıldığım denizler hep birbirine benziyordu. Ya hep sakin ya da hep çılgınca dalgalı. Ancak insan senin gibisini ancak masal diyarlarında görebilirdi. Sen, Füsun, sürprizlerle doluydun. Hem çok sakin, hem çok tutkulu. Genellikle pasif, ama sevdiğine ya da gururuna zarar geleceğini hissettiği anda canavar kesilen bir panter gibi. Üzerinde esen havaya göre şekil alan açık bir deniz gibiydin benim için. Doğru ve nazik davrandığımda bir melektin. Oysa saçmalayıp sorumsuz davrandığım anda karşımda ejderha gibi şahlanmayı da bildin hep. Dolayısıyla benim için harika bir ayna oldun. Kendimi ne anlamda ve nasıl düzelteceğimi, nasıl şekillendireceğimi, hatalarımdan, sorumsuzluklarımdan nasıl arınacağımı anlamak için sana bakmam yeterliydi. “
“Artık sen yoksun ya yanımda,
Ne hüznüm, ne neşem, ne yaşama sevincim kaldı.
Sadece senin hayalinle var olan bir meczup, çılgın, serseri…
Senden uzak, seninleyim.”
“Teselliler birer masaldır, tesiri olmayan
Bir tesellidir anca başka aşklar,
Yamadır kavrulmuş yüreklerimize,
Yoksa yine de sen, ille de sen…”
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Füsun:
“Sevgi, fedakârlıktır.”
“Buna hakkın yok. Bana, çocuklarına ve en başta kendine bunu yapamazsın. Kendini bıraktın. Beni bıraktın. Çocuklarını bıraktın. Hatıralarımızı, yaşadıklarımızı, sevgimize tutunmak için aştığımız onca engeli bıraktın ve ruhen çekip gittin. Kendine gel Cengiz. Bak nabzın hala atıyor, ama sen şu anda böyle davranarak bizi yaşayan bir ölüyle muhatap ediyorsun. Daha da kötüsü bizi, hiçbir güçlükte hayata tutunmaktan asla vazgeçmeyeceğine inandığımız babamızdan, sevgilimizden ve dostumuzdan ediyorsun. Bizi yıkıp da gidiyorsun, Cengiz. Anlıyor musun? Bu yüzden yalvarırım, beni hala biraz olsun seviyorsan, toparlan ve kendine gel. Ölüm er ya da geç hepimiz için var, ama senin bedenin ölürken bizim gözümüzdeki, ruhumuzdaki Cengiz’imizi öldürmeye hakkın yok.”
“Şunu bilesin ki, benim sana olan hislerim tamamen gerçekti. Senin için, senin iyi olman ve beni sevmeye devam etmen için yapamayacağım hiçbir şey yoktu. Sırf sen istiyorsun diye gökteki yıldızları bile toplamaya kalkışabilirdim. Ya da sırf senin canın yanmasın diye seni hedef alan tüm kurşunların önünde durabilirdim. Zaten geçen hafta kendi özbenliğimi bile şaşırtan bir şekilde seni korumak adına çırpınışım, savaş verişim de bu yüzdendi.”
“Mevlam kullarının ne halde olduğunu hep görüyor, biliyor. Lakin müdahale etmek için bazen bekliyor.”
“Artık dayanamıyorsun anlıyorum. İstiyorsan gidebilirsin. Çok üzülürüm, kahrolurum ama sana kavuşacağım günü sabırla beklerim.”
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Nusret Hanım:
“Öfke bazen sel gibi taşar, kor aleviyle tarumar eder her yeri… Bu yangında sevdiğinde heba olur, sevmediğin de.”
“Senin yaşın gereği karşı cinsten bir çocuktan hoşlanman normal. Ancak bu duyguları yaşarken hal ve tavırlarına dikkat etmek zorundasın. Biliyorsun Çorlu küçük bir yer ve birisi bir tarafta öksürse bile şehrin diğer tarafında duyuluyor. Askeri Hastane Başhekimi Nurettin Okay’ın kızı paşanın oğluyla aşkne fişne yapıyor, diye bir anda adını çıkarıverirler ve Allah korusun böyle bir şey olursa babanın yüreğine iner. Bilesin. Bakışabilirsiniz, ama hepsi bu. Anlaşıldı mı?”
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Albay Nurettin Bey:
““Bak oğlum, benden sana bir kayınpeder, hatta kabul edersen ikinci bir baba nasihati: İnsanları içinde bulundukları hallerle düşün ve kendini onların yerine koymadan peşin hükümler verme. Baban neredeyse tüm ömrünü orduya hizmete adamış şerefli bir asker.Şu anda ona reva görülen son ise, sırtından bıçaklanmaya eşdeğer bir durum. Sen olsan ciğerin yanarken, etrafa gülücükler saçman gereken bir törene katılabilir miydin?”
“Ne ezilmesi? Dik duracaksın delikanlı,” dedi Nurettin Bey ellerini, onları öpmek için eğilmiş Cengiz’den kaçırarak. “Dik duracaksın ki benim kızım da zor zamanlarında sana yaslanabilsin. Şimdi söyle bakalım. Nişan yüzükleri yanında mı?”
“İnsanları birbirine yaklaştıran böyle zamanlardır. Birlikte ne kadar çok güçlüğün üstesinden gelirseniz, evliliğiniz o kadar güçlü olur ve hiçbir kuvvet saadetinizi bozamaz.”
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Ragıp Paşa:
“Hakimiyet, bilâ kayd û şart milletindir.”
“Eğer bu başlattığınız darbenin lideri benden daha kıdemli bir asker değilse, üçüncü orduyla Ankara’ya yürürüm, isyanı bastırarak, tüm o başıbozukları da yakalarım.”
“Bu işin buralara varacağını, böyle dayanaksız bir isyanın baş göstereceğini ben bile tahmin edemezdim. Üç beş aklı havada subay belli ki ihtilal başlatmayı kahramanlık sayıyor,”
“Savurduğum o tehditten sonra beni buralarda bırakacaklarını sanmam. Muhtemelen kızağa çekmek isteyeceklerdir bir delilik yapmayayım diye. Bu yüzden Ankara’ya taşınmak üzere hazırlansanız iyi olur.”
“Beni Genelkurmay başkanı yapıyorlar çünkü 3. Ordu komutanı olarak burada kalırsam, rahat durmayacağımdan korkuyorlar. Bu atamayla bana istedikleri her şeyi daha rahat yaptırtabileceklerini, her türlü akıl dışı taleplerini onaylatabileceklerini düşünüyorlar. Anlayacağın Genelkurmay başkanı olarak kızağa alınmış bulunmaktayım.”
“Benden parmaklarımı bir bir kesmemi, hatta kalbimi yerinden sökmemi istiyorsunuz. Bu çocukların her biri tertemiz vatan evladı. Görevlerini layıkıyla yerine getirmekten gayrı hiçbir hataları olmadı. Çoğunu bizzat tanıyorum. Lanet olsun! Siz benden bu listenin altına imza atmamı istiyorsunuz. Ben de bunu kati suretle reddediyorum. Onlar benim askerlerim, Mehmetçiklerim ve şunu bilmenizi isterim ki bu çocuklar benim için yeri geldiğinde öz evlatlarımdan bile daha değerlidirler.” (Eminsular Hadisesinde)
“Askerlerim, Mehmetçiklerim olmadan bu koltuk da, mevki de olmaz olsun. Benim görev aşkım da onlara feda olsun. Hangi evladına kıyabilirsin paşa, sorarım sana? O evlatlar hiç kolay yetişmiyor. Onların harcanmasını durduramayacak olsam da, bu işte benim parmağım olmadığını her biri tek tek duyup bilecek. Siz de şunu bilin ki: Tarih sizden bunun hesabını elbet bir gün soracaktır.”
“Kendinizi ya da dahil olduğunuz grubu ne sanıyorsunuz bilmiyorum, ama karşınızda vazifesine aşık bir paşa var. Siz benim canımı alsanız da, bu beden görevden istifaya yanaşmaz. Eğer benden kurtulmaya bu kadar meraklıysanız, siz beni emekli edeceksiniz. Ben asla görevimden istifa etmem. Son sözüm de budur.”
.“ Benim için vatan da, halkım da, askerim de, partim de çok önemli. Tabii ki hepsine de çok düşkünüm ve hepsi için kendimi feda ederim. Ancak bunu neden yaparım bilir misin, oğlum?... Ailem için, sizler için. Çünkü ailem tüm bunların içinde en değerli olanıdır. Yalnız bu değerleri mutlu edemezsem, ailemi de mutlu edemem diye düşünürüm hep. Ailem, milletimdir, vatanımdır, yeri geldiğinde askerim, partimdir. Siz olmasanız bu değerler zaten olmazdı. Her şey sizinle mümkün oldu. Siz hep benim hayatımın merkezinde oldunuz, oğlum.”
“Bir erkek, mevkii ne olursa olsun, bir evladı varsa, her şeyden önce bir babadır ve çocuklarına gereği gibi ilgi göstermelidir.”
“Bana torunumu kucağıma almak nasip olur mu, orasını Allah bilir, ama sana iki çift lafım var. Sakın benim düştüğüm yanılgıya düşme. Çocukların büyürken onlarla bol bol vakit geçir. Onların ilk adım atışlarını, ilk karnelerini, ilk âşık oluşlarını sakın kaçırma. Sonra benim gibi çok pişman olursun, ama iş işten geçmiş olur.”
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Hanife Hanım:
“Güzel oğlum, Allah zihin açıklığı versin. Hocalarını çok iyi dinle. Sakın bir saygısızlık yapıp, yüzümüzü yere eğdirmeyesin. Kimin oğlu olduğunu hiç unutmayasın. E mi, oğlum?”
“Kurmaylık sınavına girmemek için altı çocuğumuz oluşunu bahane etmene izin vermeyeceğim. Bütün sorumluluk bana ait Ragıp. Ben onları bir şekilde besler, büyütürüm. Sen çalışacak, o sınava girecek ve kazanacaksın. Bu da senin sorumluluğun.”
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Elmas Hanım:
“Gençler bazen kör olur. Gözleri bağlanır,” dedi Elmas Hanım düşünceli bir şekilde. “Biz büyüklere de onların gözündeki bağı kaldırmak düşer.”
“Kendisine acımayana, senin gibi kendi için parmağını bile oynatmayana Allah bile acımaz Füsun.”
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Saime Hanım:
“Yaradan, bizim tüm yaşadıklarımızdan bir şeyler öğrenmemizi ister. Bazı sınavlardan başarıyla geçeriz. Ancak bazılarından sınıfta kalırız. Burada önemli olan yaptığımız hatalardan ders alıp, bir daha tekrarlamamak üzere irademizi terbiye etmemizdir.”
“Eğer ruhunun sakin ve dingin olmasını istiyorsan, hayatındaki kalabalığı en aza indir. Sadece gerekenler ve seni mutlu edenler kalsın.”
|