Sevgili Kitapsever Dostlar,

Hani insan bazen söylemeden, hakkını iddia etmeden, yemeden, içmeden ve daha birçok şeyi yapmadan duramaz ya, ben de onların hikâyesini yazmadan duramadım işte...

Aslında kendi halinde, evli, üç çocuklu, mutlu bir anne ve öğretmenim ben. Üçüncü çocuğunun dünyaya gelmesiyle birlikte üzülerek öğretmenlik mesleğine ara vermek zorunda kalan bir öğretmen anneyim. Kendimi tutamayıp "Aşk Hiç Biter mi?" adlı romanımı yazmadan önce, Edebiyat alemlerine başka türlü göz kırpmışlığım da oldu aslında. Üç adet roman çevirdim ve pek de keyif aldım bu işten.

Bir gün editörüm, Özkan Özdem, "Neden siz de kendi romanınızı yazmayı denemiyorsunuz?" demese, anneciğim babamın kaybından sonra, "Aşkımız, bunca olağanüstü çaba, imkânsızlıklara karşı duruşumuz boşuna mıydı?” diye feveran edip, evini babamın yüzlerce fotoğrafından oluşan bir müzeye çevirmese ve benim içimdeki o muzur ses, “Daha ne bekliyorsun?” diye fısıldamasa yazamazdım belki de…

Sözün kısası, babamın, “Aşk asla pişman olmamaktır, kızım,” diye çınlayan sesi kulaklarımda yazdım. Yazmadan duramadım. Umarım sizler de okumadan duramazsınız...
En derin saygı ve sevgilerimle...

Fulya Gümüşpala Teke